Sayın Tuba Babuna'nın İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir Aksu'ya gönderdiği
16 Nisan 2007 tarihli dilekçe
16 Nisan 2007
İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir Aksu,
Ben Tuba Babuna, Semin ve Cevat Babuna’nın kızıyım. 37 yaşındayım ve üniversite mezunuyum. Kamuoyuna yansımış sizin de malumunuz olan bir konuda sizi bilgilendirmek istedim.
Ben ve kardeşlerim, annem ve babam yüzünden çok zor bir çocukluk yaşadık. Daha çok küçük bir çocukken babam sıradan bir konuya öfkelenip beni camdan atmaya kalktı. Dedem yaşlı bir insandı. Araya girip engel olup, delilik yapma diye bağırmıştı. Babamın delilikleri dedemi de çok yıpratmıştı. Huzurlu sakin bir yaşlılık geçirmek yerine her dakika annem ve babamın anormallikleriyle uğraşıyordu.
Babam beni ve kardeşlerimi havadan sudan sebeplerle ağzımızı burnumuzu patlatacak şekilde dövüp sonra da bahçede içinde fareler olan garaja kapatırdı.
Evde aile büyüklerimiz olan yaşlılarla birlikte yaşıyorduk. Onlar vefat ettiğinde 3 gün evde tutarlardı. Küçükken korkudan cenazenin bulunduğu odanın kapısından geçemezdim. Yıllarca bu görüntüleri unutamadım, etkisinden çıkamadım.
Ayrıca erkek kardeşim Oktar’ın hastalığı esnasında son derece zalim bir tutum sergilediler. Bu çok ağır hastalıkla mücadele ederken bizi yardımsız ve parasız bıraktılar. Ne zaman yardım için arasak ya mavi yolculukta ya da bir seyahatte oluyorlardı. Hatta babam kardeşlerim tedavi için Amerika’dayken, onlara haber vermeden Amerikaya bir işi için gelmiş ve onları arayıp haber vermeden geri dönmüş, bizi de onlara söylemememiz için sıkı bir şekilde tembihlemişti. Hangi baba evladına böyle bir şey yapar?
Anneannem, annem ve babam için: “bu ikisi çok zalimler” derdi. Anneanemin ne demek istediğini şu anda çok daha iyi anlıyorum.
Bunları size anlatmamın sebebi TV’lere, gazetelere çıkıp masum anne, baba rolü oynayan bu kişilerin gerçek karakterlerinin esasında çok farklı olduğunu belirtmek ve ayrıca son günlerde içinde bulundukları tehlikeli yapılanmadan sizi haberdar edebilmek.
Annem ve babam bana ve kardeşlerime karşı çok onur kırıcı ithamlarda bulunup, basın ve yayın yoluyla hakarette bulunuyorlar. Bizi onlarla oturmaya mecbur etmek için baskı yapıyorlar. Bunun için de son derece karanlık bir çevrenin içine girdiler.
Kadın satıcıları, mafayavari adam ve kadınlarla toplantılar yapıyorlar, internet siteleri açıp bizi tehdit ediyorlar. Bu tehdit ilk kez başıma gelmiyor. Yine geçmişte mafyayı peşime takıp “seni zorla da olsa getirteceğiz” diyorlardı. Benim ve kardeşlerimin özgürlüğümüzü kısıtlayıp, hayatı bize sıkıntılı hale getirdiler. Biz çocukluğumda yaşadığımız zulmü unutmak isterken şimdi de mafyadan çekinir olduk.
Fiziki baskının dışında bir de Amerika’dan ehli sünnet düşmanı bir kişiyi getirtip onun sapkın, ehli sünnet aleyhtarı görüşleriyle, bizim inancımızı, maneviyatımızı bozmaya çalışıyorlar. Bu kişi sizin mürşidiniz deyip, Amerika’da bir kişiyi peygamber ilan edip onun sözünden çıkmayan, ona inanmayanları da kafir ilan eden bu kişiyi bize arattırarak bizi sıkıntıya sokmak, inandığımız şeyleri terketmeye zorlamak istiyorlar.
Halbuki özgür olmak benim ve kardeşlerimin de hakkı. En büyüğümüz 45 en küçüğümüz 27 yaşında. Biz hepimiz aklı başında iş güç sahibi insanlarız. Toplumda saygın birer yerimiz var. Annem ve babamın baskıları, hakaretleri, mafyayla tehditlerinden son derece mağdur durumdayız. Annem ve babamla ahlaklarından dolayı görüşmek istemiyoruz. Sizden istirhamım üzerimizdeki bu baskının kalkması için yardım etmeniz. Bilgilerinize arzederim.