Sayın Hikmet Kütahnecioğlu'nun İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne
gönderdiği dilekçe




İstanbul 1’nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi Sayın Hakimliğine 2000/18

Kayseri 15.04.2002

Ben Hikmet Kütahnecioğlu, Kayseri’de yaşayan bir inşaat teknisyeniyim. Oğlum Ali Suat Kütahnecioğlu halen mahkemenizde görülen Bilim Araştırma Vakfı Davası kapsamında sanık olarak yargılanıyor.

Ben olayların ilk başladığı günden beri yaşananları anlamakta zorluk çekiyorum.

Oğlum birkaç arkadaşı ile ortaklaşa bir arazi almıştı. Bu araziyi ektiler, biçtiler, duvar ördüler, kuyu açtılar, içindeki küçük binayı onardılar. Böyle bir emek ve gayret sarf ederek çiçeklerini ağaçlarını bizzat elleriyle ekerek burayı hepimiz için yaşanır yemyeşil bir sayfiye yeri haline getirdiler. Şu çocuklar bütün bunlar kendi emekleri ve alın teriyle kazandıkları helal paralarla yaptılar. Sıkıştıkları yerde bizde onlara yardımcı olduk. Eşim ve ben memleketimiz olan Kayseri’de ikamet ederiz. İstanbul’a geldiğimiz zamanlarda fırsat buldukça torunum, gelinim ve oğlumla beraber bu çiftlikte kalırız.

Ancak geçtiğimiz sene BAV davası ile ilgili haber yapan basın, burası için de “Adnan Oktar’ın malikânesi” yakıştırmasını yaptı. İşte ne olduysa oldu bu yayınların etkisiyle yılların emeği ve alın teriyle alınmış çiftliğe bir anda sanki kanunsuz bir yermiş havası verildi. Mahkeme de buraya tedbir koydu. Bununla da kalmadı evdeki eşyalara (halılar, müzik teybi, televizyon vs.) faturalarının orada olmadığı bahanesiyle “kaçak mal” damgası vuruldu, çiftliğin kapısındaki güvenlik kamerası, içerideki televizyon halılar vs. her şeyi kaldırıp götürüldü.

Bunlara gerçekten akıl erdiremiyorum, kabullenemiyorum.

Düşünebiliyor musunuz? Bugün kim evinde 10-15 yıl önce aldığı sıradan ev eşyasının faturasını saklar. Siz saklar mısınız? Faturasını saklamadığınız veya şirketinizde vs. bulunduğu için birileri sorduğunda çıkartamadığınız ev eşyaları yüzünden kaçakçılıkla suçlanmanız makul olabilir mi? Bu eşyalara el konulmasını mantığınız, vicdanınız kabul eder mi?

Üstelik (sonradan öğrendik ki) zaten kanunen bu faturaları 5 seneden fazla saklamak zorunluluğumuzda yokmuş. Nitekim bu sıradan eşyalara kaçak eşya denerek açılan davada mahkeme tarafından beraat kararı verildi. Ancak bugün dahi beraat kararına rağmen hala eşyalarımızı geri alamadık. Bu eşyalar kıymetli elektronik eşyalar, değerli halılar, kilimler var. Eğer bu eşyalar 2-5 sene durdukları depolarda çürümüşlerse, bozulmuşlarsa gereksiz yere uğradığımız bu zararımızı kim karşılayacak bunun sorumlusu kim olacak?

Bu gibi haksız olaylar sebebiyle geçen iki buçuk sene müddetince oğlum Suat, ben ve ailem sıkıntılı günler geçiriyoruz. Yaşanan tüm bu olumsuzluklar ve yapılan haksızlıklar bizi çok üzdü. Ancak hem ben hem de ailem oğlumuzun ve arkadaşlarının atılan bu iftiralardan tamamen aklanacağından hiçbir zaman şüphe duymadık, bazı görevliler yanlış işlemler yapsalar da sonunda mahkemelerin bunları düzelteceğine inandık.
Ancak son celsede sayın savcının mahkemeye vermiş olduğu mütalaada oğlumun ve davada adı geçen herkesin 15 sene hapisle cezalandırılmasını istemesi bizleri çok tedirgin etti.

Zira sizin de bildiğiniz gibi baştan beri yapılan suçlamalar iki buçuk sene zarfında bizzat devletimizin resmi makamlarının vermiş olduğu raporlarla tek tek çürüdü. Ve bizde tam her şeyin doğrusu ortaya çıktı, oğlum eşi ve torunum artık rahata eriyor diye düşündüğümüz sırada sayın Savcı her nasılsa bu raporları, delilleri ve oğlumu temize çıkaran belgeleri yok saydı. Sayın Savcı hem oğlum Suat’ın ve arkadaşlarının cezalandırılmasını hem de mallarına el konulmasını talep etti. Ben sizin mahkemenizin böyle bir mantıksızlığı böyle bir haksızlığı kabul etmeyeceğinize inanıyorum.

Sormak istiyorum;

Bankaların için boşaltarak ülkemizi katrilyonlarca zarara uğratan hortumcuların haram kazançlarıyla elde ettikleri kaçak yerleri dururken neden alın terimizle kazandığımız helal parayla yaptığımız çiftliğimize el konmak isteniyor? Sadece üç beş kişinin haset etmesine dayanarak çöl gibi bir arazinin ortasında yemyeşil hale getirilmiş bir yerin oluşturulması teşvik edileceğine buraya el konuyor.

Ayrıca benim anlamak istediğim şey şu; Sayın Savcı çiftliğimize el konulmasını ve sanıkların cezalandırılmasını isterken hangi ölçülere, hangi kanıtlara dayanıyor? Bu çiftlik en az oğlum kadar benim de malım. Çünkü buranın alınmasında, daha önce belirttiğim gibi benim de maddi desteğim oldu. Yani burası tamamen meşru gelirlerle hatta gelirin de ötesinde bizzat emek verilerek zevkle çalışıp çabalayarak, ağacına, çimenine hayvanlarına vakit ayırarak bunlarla uğraşarak bizler tarafından meydana getirilmiştir. Böyle bir yerin inşasında ne gibi bir suç var? Ayrıca buranın sahibi olan insanların gayri meşru hiçbir kazançlarının bulunmadığı, resmi kurumlar tarafından aylar boyunca araştırıldı. MASAK Kurumu tarafından yapılan araştırmalar sonucunda, ne oğlum Suat’ın ne de arkadaşlarının herhangi bir gayri meşru gelirlerinin bulunmadığı ortaya çıktı ve resmi olarak açıklandı. Durum bu olduğuna göre Sayın Savcı'nın hangi düşünceyle ve neye dayanarak böyle bir talepte bulunabildiğini anlayamıyorum.

Zira devletin resmi kurumu haksız kazanç yok diyor. Sayın Savcı …. İtibar etmiyor. İtibar etmediği gibi hiç başka açıklamada yapmadan mallarımıza el konulmasını istiyor. Bunu anlamakta gerçekten zorluk çekiliyor.

Sayın Hakim

Oğlum Suat herkesin çok sevdiği ve güvendiği bir insan. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliğini pekiyi dereceyle bitirdi, ardından İstanbul Üniversitesi'nde ekonometri master’ı yaptı. Oğlum 12 senedir evli ve bir erkek evladı var. İyi bir kariyeri, mutlu bir aile hayatı ve iyi bir işi var. Ben oğlumun bir çok arkadaşını da şahsen tanıyorum. Hepsi oğlum Suat gibi adları herhangi bir gayri meşru işe karışmamış, ahlaklı, kültürlü, pırıl pırıl insanlar. Hiçbiri ne herhangi bir suça, hele hele haksız bir kazanca tenezzül edecek insanlar değil.

Ben Sayın Mahkemenizin vereceği her türlü karara saygılıyım. Başta da söylediğim gibi zaman içerisinde bazı görevliler bazı yanlışlar, haksızlıklar yapmış olabilirler. Yine de bunların sizin mahkemeleriniz tarafından düzeltileceğine, haksızlıkların giderileceğine inanıyorum.

En derin saygılarımla

İnşaat Teknisyeni Hesap Uzmanı

Hikmet Kütahnecioğlu

15.04.2002