|
Adalet Bakanlığı Makamına
Biz Ceyda Ertüzün, Hüma Babuna, Tuba
Babuna ve Eda Babuna, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda,
2006/26 numaralı Bilim Araştırma Vakfı Davası'nda tanıklık yapan
Lütfiye Semin Babuna'nın 4 kızıyız. Hatırlayacağanız üzere, annemiz
Semin Babuna'nın İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda tanıklık
yapmasının ardından, 13.10.2006 tarihinde, annemizin hakkımızdaki
iddialarıyla ilgili olarak Sayın Bakanlığınızı bilgilendirmek
amacıyla makamınıza bir dilekçe göndermiştik.
Daha önceki dilekçemizde de belirttiğimiz
üzere annemiz Semin Babuna'nın iddiaları tamamen gerçek dışıdır.
Her birimiz reşit, eğitimli, aklı başında insanlarız. (Fatma Ceyda
Ertüzün 44 yaşında, Ayşegül Hüma Babuna 39 yaşında, Ferhunde Eda
Babuna 26 yaşında, Tuba Babuna 36 yaşındadır.) Kendi kararlarımızı
kendimiz alırız. Kimsenin baskı, zorlama, telkin veya başka bir
hukuk dışı davranışına maruz kalmış değiliz. Annemiz Semin Babuna,
bizim bazı kişiler tarafından kandırıldığımızı iddia etmiştir,
ancak bu gülünç iddianın gerçek dışı olduğunu kendisi de gayet
iyi bilmektedir. Bizim yaşımızda, eğitim ve kültür seviyemizdeki
insanların kandırıldığını iddia etmek akla ve mantığa aykırıdır.
Annemizin sanki 10 yaşında çocuklardan bahsediyormuş gibi iddialarda
bulunarak Adaleti yanıltmaya kalkışmasından son derece rahatsızlık
duyuyoruz.
Annemiz, geçtiğimiz günlerde bazı
gazetelerde yayınlanan röportajlarında çocuklarının en iyi şekilde
eğitim gördüğünü, üniversite mezunu olduğunu söylerken, İstanbul
2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunduğu dilekçede güya "bazı kişilerin
eğitim görmemizi engellediği" şeklinde tamamen gerçek dışı bir
iddia ortaya atabilmiştir. Bu açık çelişki, annemin iddialarına
itibar edilmemesi gerektiğini tek başına göstermektedir.
Kimsenin bizi ailemizden koparması
gibi bir durum söz konusu değildir. Bizler, kardeşlerimizle birlikte
Erenköy'de bir apartman dairesinde, annemiz Semin Babuna'nın alt
katında ikamet ediyoruz. Annemizin bu yöndeki iddiaları da diğerleri
gibi asılsızdır.
Babamız ve kardeşimiz Oktar Babuna,
zaman zaman Bilim Araştırma Vakfı'nın konferanslarına konuşmacı
olarak katılırlar. Bilim Araştırma Vakfı'nın bu toplantılarına
bir çok devlet büyüğümüz ve akademisyenler de katılmaktadır. Sayın
Adnan Oktar'ı şahsen tanımamakla birlikte, ülkemizde ve dünyada
teveccüh gören eserlerini ve fikirlerini çok takdir ediyoruz.
Bilim Araştırma Vakfı camiasından ise babamız ve kardeşimizin
konferans çalışmaları vesilesiyle tanıdığımız bazı kişiler bulunmaktadır.
Ancak Vakıf çevresiyle bunun ötesinde fiili bir bağlantımız bulunmamaktadır.
Bilim Araştırma Vakfı çevresinden
tanıdığımız kişiler son derece aklı başında, medeni, kültürlü,
vatansever, güvenilir, güzel ahlaklı insanlar. Hiçbirinden en
ufak bir kötü davranış görmedik. Bizim ve ailemizin diğer üyelerinin
bu kişilerden kaynaklanan en ufak bir mağduriyeti (dolayısıyla
da şikayeti) olamaz.
Annemin bazı gayrimenkullerimizi
satarak başkalarına devrettiğimiz yönündeki iddiası da tamamen
hayal mahsulüdür. Biz gayrimenkullerimizi, kardeşimiz Oktar Babuna'nın
Amerika'daki kanser tedavisinin masraflarını karşılamak için satmak
durumunda kaldık. Bunun sebebi ise annem ve babamın, Oktar'ın
hastalıktan kurtulmasının imkansız olduğu gerekçesiyle tedavi
masraflarını karşılamayı "boşa yapılacak bir harcama" olarak görmeleri
ve tedavinin başında para göndermeyi kesmeleridir. Bunun haricinde,
kocası 8 yıl önce vefat eden kardeşimiz Ceyda Ertüzün, kendisinin
iki çocuğunun masraflarını da yıllardır annemin sözünü ettiği
birikimlerinden karşılamaktadır. Malvarlığımızı yabancı kişilere
bağışladığımız iddiası tamamen yalandır.
Annem, bir yandan tüm bu asılsız
iddiaları, iftiraları sıralarken, diğer yandan da kendi çocukları
olan bizlerin aile terbiyesine aykırı davrandığımızı iddia ederek
bizleri haksız yere suçlamakta da bir sakınca görmemiştir. Annemin
böylesine saldırgan bir üslup kullanması ve gerçeklerden bu derece
uzaklaşabilmesi gerçekten düşündürücüdür.
Annemizin Bilim Araştırma Vakfı Davası
ile hiçbir ilgisi bulunmayan ailevi meselelerimizi mahkeme huzuruna
taşıması ve asılsız iddialarla Adaleti meşgul etmesinden son derece
rahatsızlık duyuyoruz.
Annemizi bu uygunsuz davranışa iten
kişi, bir süredir kendisiyle görüşmekte olan yaşlı bir bayan avukattır.
Bu avukat kadın, annemizin yaşlılığından, saflığından faydalanarak
onu provoke etmektedir. Bu davada annemizi kullanmaya çalışmaktadır.
Aynı şekilde babamız Cevat Babuna
da bu oyunun içine çekilmiş durumdadır.
Babamız 3 sene boyunca TGRT isimli
televizyon kanalında hergün gerçekleştirdiği sabah programlarını
Sayın Adnan Oktar'ın Harun Yahya müstear ismiyle kaleme aldığı
kitaplarından faydalanarak hazırlamıştır. Yıllarca TV'de bir başkasının
kitaplarından hazırladığı programları kamuoyuna kendi araştırmaları
gibi sunmuş ve sahiplenmiştir. "Bilimden İmana" isimli kitabını
Sayın Oktar'ın eserlerinden kopyalayarak yazmıştır. Kendisinin
bu çapta bir bilgi birikimi ve yazma becerisi olamadığı için Sayın
Oktar'a haset etmektedir. Bunu defalarca bizim önümüzde ima etmiştir.
Bunun yanı sıra, 84 yaşında olan
babamız kalp ameliyatı geçirdikten sonra önemli kişilik bozuklukları
ve bunama belirtileri sergilemeye başlamıştır. Danıştığımız gerek
Türk gerek Amerikalı doktorlar ve psikiyatristler yaşlı olması
nedeniyle böyle ameliyatların bu şekilde kalıcı hasarlar bırakabileceğini
belirtmişlerdi.
Babamın bu kötü durumu, onu kandırıp
kullanmak isteyen kişilerin iştahlarını kabartmıştır. Annemi tanık
olarak mahkeme huzuruna çıkararak asılsız isnatlarda bulunmasını
sağlayan kişiler aynı şekilde babamı da bu davada kullanmaya çalışmaktadırlar.
Bu konuyla ilgili olarak Haziran
ayında İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne hitaben yazdığımız bir
dilekçede bu tehlikeden söz etmiş ve ailemizi kendi menfaatleri
için bu davanın içine çekmeye çalışan bu kişilere karşı mahkemeyi
uyarmıştık.
Bugün üzülerek görüyoruz ki annemiz
Semin Babuna kendi çıkarları için insanlara iftira atan ve attıran
bu kişilerin oyununa alet olmuş durumdadır.
Bu sebeple, yaşlılığından dolayı
muhakeme gücü iyice zayıflayan ve kendisini yönlendiren kişilerin
vaatleri ve telkinleri neticesinde "ne söylenirse yapacak" bir
hale getirilmiş olan annemiz L. Semin Babuna'nın gerçeklerle hiçbir
ilgisi bulunmayan iddialarına itibar edilmemelidir. Saygılarımızla
bilgilerinize arz ederiz.
26 Ekim 2006

|