Sayın Sinem Tezyapar'ın Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek'e gönderdiği 20 Nisan 2007 tarihli dilekçe

20.04.2007

Sayın Cemil Çiçek ,

Ben, son zamanlarda basın ve televizyon aracılığıyla ortaya attığı asılsız iddialarla kamuoyu nezdinde büyük bir mağduriyet yaşamama neden olan Emel Tezyapar’ın kızıyım. Üniversite eğitimi görmüş, belirli bir iş sahibi olmuş, 32 yaşında bir insanım. 18 yaşımdan bu yana kendi geçimimi kendim sağlıyor ve ailemden ayrı kendi evimde yaşıyorum.

Ailem, son aylarda bazı çevrelerin teşvikleriyle, aynı amaç doğrultusunda biraraya gelmiş birkaç kişiyle birlikte televizyon kanallarına çıkmakta, milyonlarca insanın huzurunda beni konu edinerek kendilerine rant sağlamaya çalışmaktadır. Kendisine maddi manevi menfaat sağlayacağını düşündüğü bu insanların desteğini elde edebilmek için asılsız her türlü iftiraya başvurmakta, her türlü gayrimeşru birlikteliğe iştirak etmektedir.

Gerçekte kendisi normal bir annenin sahip olması gereken özelliklere sahip bir insan değildir. Son derece sert, zalim, merhametsiz, ruhsuz bir insandır. Cüssesinin de yapılı ve erkeksi olması, şiddet, dayak ve saldırganlığı çocukluğum boyunca rahatlıkla uygulamasında kolaylık sağlamıştır. Son derece asabi bir yapıya sahip olan babamla birlikte defalarca canıma kast edecek eylemlerde bulunmuştur. Nitekim şu an her iki dizimden de ameliyat olmuş ve halen de koltuk değneklerine muhtaç bir halde yürüme zorluğu çekiyor olmam tümüyle annemin ve babamın bu saldırıları neticesiyledir.

Annem, aile gibi kutsal olan bir ortamı bile gayri ahlaki ortamlara dönüştürmekte bir sakınca görmeyen, maddi menfaat ve kazanç için her türlü ahlak dışı işin içine girip bunları organize edebilen bir insandır. Benim dile getirmekten bile haya ettiğim bu ortamları, annem büyük bir pişkinlikle evimizin ta ortasına getirmektir. Hiçbir anne babanın evladını asla muhatap etmek istemeyeceği ahlak dışı hareketlere, gönül rahatlığıyla çoluğunun çocuğunun önünde evimizde aracılık etmektedir. Bu şekilde gayrimeşru bir kazanç elde etmekte ve geçimini bu şekilde sağlamaktadır. Benim onca yıldır evden uzak bir yaşam sürmem de, bu gayrimeşru kazanç ve gayriahlaki hayat tarzından kurtulmak istemem sebebiyledir.

Ne annem ne de babam, on yılı aşkın bir süredir benim ne maddi masraflarımı karşılamak için bir talepte bulunmuş, ne onlarla birlikte yaşamadığım için herhangi bir rahatsızlıkları olmuş ne de manevi olarak beni herhangi bir konuda destekleme gereği duymuşlardır. Yaklaşık 2 yıldır ameliyat ve tedavi süreci içerisinde olduğum halde, ne maddi ne de manevi olarak tedavim sırasında hiçbir ilgileri, alakaları, yardımları olmamıştır. Annem burada da pişkinlik göstermiş ve hayatımın bu en zor ve bakıma muhtaç günlerinde beni umursuzlukla gözardı etmiştir. Bu dönemde bana şevkat gösteren, yardım eden, büyük bir titizlik göstererek şu anki sağlığıma gelmeme vesile olan kişiler benim yakın arkadaşlarım olmuştur. Annemin, “anne sıfatı”na dair herhangi bir özelliğe sahip olmadığı, bu dönemde de tüm dost, akraba ve yakınlarımız tarafından bir kez daha açıkça görülmüştür.

Ancak her nedense annem birdenbire on yıl sonra, benim sağlığımı, sıhhatimi çok iyi bildiği, istediği zaman rahatlıkla benimle görüşebildiği sırada, bir anda basında, televizyon ekranlarında boy göstermeye, “çocuğunu çok sevdiğini, ancak kendisinden yıllardır haber alamadığını, nerede ne yaptığını, nasıl olduğunu bilmediğini ve endişe ettiğini, devletin harekete geçip beni bulmaları gerektiğini” iddia ederek ortaya çıkmıştır. Annem kendisine yine bir menfaat kapısı bulmuş ve Adnan Oktar aleyhinde bir kamuoyu oluşturma amacı güden insanların teşvikiyle ekranlarda boy gösterip “çocuğuna düşkün anne” rolünü üstlenmeye karar vermiştir. Oysa ki bana karşı en ufak bir düşkünlüğü, sevgisi, alakası, ilgisi yoktur. Çocukluğum boyunca nasıl şiddet olaylarına maruz kaldığıma, nasıl zorlu, sevgisiz ve zulüm dolu bir ortamda yaşadığıma tüm akrabalarımız, komşularımız ve arkadaşlarım şahittir.

Dolayısıyla çok açıktır ki bu son derece samimiyetsiz, suni, sahtekarca bir aldatmacadan ve oyundan ibarettir. Beni ve ailemizi tanıyan tüm dost ve akrabalarımız annem ve babamın oynadığı oyunu açıkça görüp anlamaktadır.

Ancak annem tüm bunları yaparken, beni ne kadar mağdur ettiğini, geleceğimle, hayatımla, haysiyetimle nasıl oynadığını, beni ne kadar tedirgin edip zarar verdiğini hiç umursamamaktadır. Basının konuya ilgi göstermesi, menfaat çevresinin genişleyeceği ve böylece daha çok çıkar sağlayabileceği umudu, onu giderek daha da galeyana getirmekte, daha da heyecanlandırmakta ve daha da çarpıcı eylemler yapma arzusuna itmektedir.

Annemin sırf şu ana kadar basın, televizyon gibi kamuoyuna yansıyan ortamlarda yaptığı eylemler beni yeterince mağdur etmiş, sosyal hayatımı, iş ortamımı son derece güç bir hale getirmiştir. Ancak kendisi halen yeni arayışlar içerisindedir. Bana tek bir telefonla ulaşabilme imkanına sahiptir. Ancak bunun yerine kamuoyuna aksi bir izlenim vererek rant sağlamaya, meşhur olmaya, kendisine gelir sağlayacak çevreler edinmeye çalışmakta ve bunun için hiç çekinmeden kızını kullanmakta, geleceğimle oynamaktadır.

Tüm bu anlattıklarım, bu insandan son derece tedirgin olmama neden olmuştur. Çıkar amacıyla her türlü iftirayı atabilen, her türlü hukuksuz düzenin içerisine girebilen annem Emel Tezyapar’ın yakın zamanda da aleyhimde yapabileceği başka eylemler olmasından endişe ediyorum. Kamouyu nezdinde, milyonlarca insanı aleyhimde kışkırtması, bana karşı husumet ve öfke duyulmasına sebebiyet vermesi ve toplumda bana karşı infial oluşturması can güvenliğimi ciddi şekilde tehlikeye atmakta, çeşitli tehditlerle karşı karşıya kalmama yol açmaktadır.

Çevresindeki, menfaat birliği olan insanlarla birlikte oluşturduğu bu tehdit ve husumet ortamından dolayı kendisinden şikayetçiyim ve bu konuda kanunların gerektirdiği şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum.

Saygılarımla

Sinem Tezyapar

ANA SAYFA